Ulus Devletin Tasfiyesi: Dijital Hegemonyaya Giden Yol
Siyasetin zamanı ile teknolojinin zamanı artık aynı akmıyor. Önümüzdeki 20 yıl, insanlık tarihi için sadece bir "gelişme" dönemi değil, siyasi organizasyonun doğasının kökten değiştiği bir kırılma noktası olacak. Masadaki proje bellidir: Tek ve Dijital Dünya Devleti.
Bu, bir bilim kurgu senaryosu değil, sermayenin ve teknolojinin sınır tanımayan doğasının dayattığı yeni bir "imparatorluk" modelidir.
Ancak bu küresel ajandanın önünde, yüzyıllardır ayakta kalan devasa bir bariyer var: Ulus Devlet.
Ulus devlet; sınırları, bayrağı, ortak hafızası ve yerel hukuk sistemiyle, "küreselciler" ve "dijitalciler" ittifakının arzuladığı o sınırsız akışkanlığın önündeki en büyük takozdur. Onlara göre, sermayenin ve verinin serbestçe dolaşabilmesi için ulusal egemenliklerin buharlaşması şarttır.
Peki, bir ulus devlet topla tüfekle yıkılmıyorsa, nasıl tasfiye edilir?
Cevap, modern siyasetin en sinsi stratejisinde gizli: Kurumsal İtibarsızlaştırma.
Toplumları bir arada tutan harç; siyasete, inanca ve kültürel sembollere (örneğin spora) duyulan güven ve aidiyettir. Küreselcilerin stratejisi, işte bu "sosyal çimentoyu" çözmek üzerine kuruludur.
Dikkatle bakın; son yıllarda toplumun "rol model" olarak kabul ettiği mekanizmaların nasıl sistematik bir saldırı altında olduğunu göreceksiniz.
* Siyaset: Liderler ve kurumlar, halkın gözünde "çözüm merci" olmaktan çıkarılıp, sadece kriz ve yozlaşma ile anılan yapılar haline getirilmeye çalışılıyor.
* Din: Manevi otoriteler ve kurumlar, sistematik bir şekilde itibarsızlaştırılarak toplumun manevi sığınağı olmaktan uzaklaştırılıyor.
* Spor: Kitleleri birleştiren milli duyguların en yoğun yaşandığı bu alan bile, endüstriyel tartışmalar ve kişisel skandallarla "ayrıştırıcı" bir sahaya dönüştürülüyor.
Bu operasyonun amacı, bireyi "devletsiz", "inançsız" ve "kahramansız" bırakmaktır. Kendi devletine, kendi siyasetçisine, kendi inanç önderine güvenmeyen kitleler, savunmasız kalır.
Yalnızlaşan ve yerel bağlarından koparılan birey, kaçınılmaz olarak Dijital Devlet'in tebası olmaya hazırdır. Çünkü yerel otoritenin bittiği yerde, küresel algoritmaların diktatörlüğü başlar.
Önümüzdeki 20 yılın en büyük siyasi kavgası, sağ-sol kavgası değil; "Milli Egemenlik" ile "Dijital Küreselcilik" arasında olacaktır. Siyasetin, dinin ve sporun itibarsızlaştırılmasına alkış tutanlar, aslında kendi egemenliklerinin tabutuna çivi çaktıklarının farkında değiller.
Ulus devlet fikri, sadece bir yönetim biçimi değil, bu dijital istilaya karşı son kaledir. Ve görünen o ki, kuşatma çoktan başlamıştır.