Cehaletin Gardiyanları: Bilimle Aramıza Çekilen Setler
Evren, çözülmeyi bekleyen devasa bir şifreler bütünüdür ve bu şifreyi kırmanın tek bir anahtarı vardır: Bilim. Ancak ne acıdır ki, bugün "din" kisvesi altında bu anahtarı elimizden almaya çalışan koca bir kitleyle karşı karşıyayız.
Evreni bilimle okuyanları, aklını kullananları ve "Neden?" diye soranları dışlayan bu yapı, aslında sadece kendi otoritesini koruma derdindedir. Onlara göre evren Allah’ın eseridir ama o eseri incelemek, anlamak ve kanunlarını keşfetmek "tehlikeli" bir uğraştır. Çünkü biliyorlar ki; insan okumaya başladığında, bilimsel gerçeklerle yüzleştiğinde, o sarsılmaz sandıkları "aracılık" koltukları sallanacaktır.
Kim Bu Aracılar?
Sormak zorundayız: Yaradan ile insan arasına girmeye çalışan bu "din adamları" sınıfı gücünü nereden alıyor? Evreni yaratan, onu bilimle anlaşılabilecek bir kusursuzlukta tasarlamışken; birilerinin çıkıp "Buraya yaklaşmanın yolu okumak değil, benden geçer" demesi açık bir küstahlık değil midir?
Bilimi dışlayan bir inanç sistemi, aslında inancı değil, cehaleti kutsar. Bilimle okumayı reddedenler, evreni bir mucize olarak değil, sadece kendi dogmalarını besleyecek bir dekor olarak görürler. Oysa gerçek inanç, laboratuvardaki mikroskobun ucunda veya teleskobun merceğindedir; birilerinin ezberlenmiş, köhneleşmiş nutuklarında değil!
Son Söz: Okumak mı, Biat mı?
Yol ayrımındayız. Ya evreni kendi aklımızla, bilimin ışığında bir kitap gibi okuyup hakikate bizzat dokunacağız; ya da araya "aracılar" koyup başkalarının bize çizdiği dar sınırlarda hapsolacağız.
Şunu unutmayın: Yaradanla aranızdaki en kutsal bağ, elinizdeki kitaptır, aklınızdaki sorudur, bilime olan tutkunuzdur. Aracıları aradan çıkarın. Evreni okumaktan korkmayın; çünkü gerçek ancak bilimle anlaşıldığında özgürleştirir.