Kutsal Kılıflı Soygun: Uydurulan Dinin Ekonomi Politiği
Düşünce dünyamıza vurduğumuz o mühürle başlayalım: “Uydurulan dine inanmak; putperestliğin devamıdır!” Peki, bu uydurma süreç sadece bir inanç hatası mıdır, yoksa devasa bir çıkar şebekesinin yakıtı mı?
Emevi Kurnazlığı ve Kanlı Miras
Her şey, dinin siyasi hırslara kurban edilmesiyle başladı. Muaviye zihniyeti, Hz. Ali’yi ve onun temsil ettiği adaleti hedef alırken asıl yıkımı zihinlerde yaptı. Şeriatın adalet ilkeleri saltanatlarına engel olmasın diye "uydurma bir din" inşa ettiler. İşledikleri cinayetleri, döktükleri kanları halka "Allah’ın takdiri, kader" diye pazarladılar. "Biz öldürdük ama Allah istediği için oldu" diyerek, suçu Allah’a fatura ettiler. Bu, Allah’ın indirdiği dini bırakıp, kendi tahtlarını korumak için uydurdukları bir puta tapma ayiniydi.
Aynı damar, Osmanlı’da "devletin bekası" adı altında kundaktaki bebeklerin katledilmesini dinî bir kılıfa büründürerek devam etti. Kur’an’ın net yasakları, siyasi çıkarlar uğruna uydurulan fetvalarla delindi.
Kurdukları Tezgah Bozulmasın Diye...
Mesele sadece tarihsel bir hata değil; bugün asıl tehlike, bu uydurulan dinin ekonomik bir kazanç kapısına dönüşmesidir. Bugün "uydurulan din" savunucularının çoğu, aslında neyin Kur’an’a uygun olup olmadığını çok iyi biliyorlar. Ancak Kur’an’daki gerçek adalet ve paylaşım düzeni; onların lüks hayatlarına, haksız kazançlarına ve kurdukları "din ticareti" tezgahına engel oluyor.
Bu yapılar;
* Ekonomik faydaları sürsün,
* Kurdukları sömürü çarkı dönmeye devam etsin,
* Lüks ve şatafatları sorgulanmasın diye bilinçli olarak uydurulan dini ayakta tutuyorlar.
Allah ile Aldatmanın "Ekonomik" Karşılığı
Bugünün siyasi İslamcıları için din, vicdanları susturmanın ve cepleri doldurmanın en kolay yoludur. Halkın yoksulluğuna "şükür" ve "sınav" derken, kendi servetlerini "Allah’ın lütfu" olarak ambalajlıyorlar. Kendi uydurdukları kuralları "Allah’ın emri" gibi satarken, aslında halkı kendi ekonomik menfaatlerine kul ediyorlar.
İktidarlarını ve banka hesaplarını korumak için dini eğip bükenler, aslında Allah’a değil; kendi kurdukları bu çıkar düzenine tapıyorlar. Halkı da bu uydurulan düzene inanmaya zorlayarak, onları farkında olmadan modern bir putperestliğin içine hapsediyorlar.
Sonuç: Putları Devirme Vakti
Eğer bir din; adaleti, liyakati ve "yetim hakkını" bir kenara bırakıp; saltanatı, yolsuzluğu ve lüksü koruyorsa, o din Allah’ın indirdiği din değildir. O; Emevi saraylarında temeli atılan, bugün ise "ticari ve siyasi rant" için cilalanan uydurulmuş bir dindir.
Uydurulan din, sahibini zengin eder; iman edenini köleleştirir. Gerçek iman ise bu ekonomik ve siyasi putları yıkmak, aracıları aradan çıkarmak ve sadece Yaratan’ın mutlak adaletine sığınmaktır. Unutmayın; kurulan tezgah bozulmasın diye uydurulan dine sarılanlar, tarihin en büyük putperestleridir.