Şanlıurfa'da yarı yıl nasıl geçti?
Eğitim Sen Şube Eş Başkanı Özlem Ulutaş Şengül, problemlerin 2025-2026 döneminin ilk yarısında da derinleşerek devam ettiğini söyledi
Şanlıurfa’da iki hafta sürecek yarıyıl tatili başladı. İl genelinde ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde 22 bin 685 derslikte öğrenim gören yaklaşık 706 bin öğrenci karnelerini alarak ilk dönemi tamamladı. Sabah saatlerinden itibaren okullarda karne heyecanı yaşadı.
Öğrenciler, 16 gün sürecek tatilde hem dinlenme hem de ikinci döneme hazırlık amacıyla eksiklerini giderme imkanı bulacak.
2 milyon 237 bini aşkın nüfusunun yarısını çocuk ve gençlerin oluşturduğu Şanlıurfa'da 75 bine yakın öğrenci 2025-2026 döneminde ilkokula başlamış, yapımı tamamlanan 71 okul açılmıştı.
OKULLARDA TEMİZLİK SORUNU DEVAM EDİYOR
Öte yandan KESK'e bağlı Eğitim Sen Şanlıurfa Şubesinden Eş başkan Özlem Ulutaş Şengül ,2025-2026 dönemini değerlendirdi.
Yüz binlerce öğretmenin atama beklediği, mevcut öğretmenlerin ağır iş yükü ve ekonomik sıkıntılar altında görev yaptığı, okullarda personel yetersizliği ile temizlik ve hijyen sorunlarının çözülmediği koşullarda eğitim öğretimin yapıldığına vurgu yapan Şengül, özetle şu değerlendirmeyi yaptı:
''Eğitim politikalarında yaşanan dönüşüm sadece eğitim sistemini değil; öğrenciler, öğretmenler ve toplumun tamamı üzerinde çok katmanlı ve derin etkiler yaratmıştır. Eğitim, toplumsal eşitliğin ve kamusal yararın bir aracı olmaktan uzaklaştırılmış, piyasanın ihtiyaçlarına ve siyasi iktidarın ideolojik yönelimlerine göre şekillenen bir araç hâline getirilmiştir.
Eğitim emekçilerinin yaşam koşulları giderek ağırlaşırken, boş kadro olmasına rağmen, uzunca bir süredir eğitim kurumlarına genel idari hizmetler, teknik personel ve yardımcı hizmetler sınıfında memur alımı yapılmamaktadır. Bu durum özellikle yardımcı hizmetli istihdamında “dışarıdan hizmet satın alma” yöntemi ile taşeron çalıştırma uygulamalarının artmasına neden olmuştur.
Şanlıurtfa'daki okullarda yardımcı hizmetlerin büyük bölümü İŞKUR’un 9 aylık sürelerle istihdam edilen Toplum Yararına Çalışma Programı (TYP) personeli ya da yine İŞKUR bünyesinde başlatılan İşgücü Uyum Programı (İUP) gibi geçici personel istihdamı üzerinden yapılmaktadır.
Türkiye’nin eğitim kademelerine göre öğrenci başına yaptığı harcama, OECD ortalamasının oldukça altındadır. Özellikle ilköğretim ve ortaöğretimde bu fark daha belirgindir. Bu rakamlar, Türkiye’nin eğitime daha fazla yatırım yapması gerektiğini ve harcamaların OECD ülkeleri seviyesine yükseltilmesi gerektiğini göstermektedir.
2025/’26 eğitim-öğretim yılının ilk yarısında okullarda temizlik ve hijyen sorunları sürekli gündem olmuştur. Türkiye genelinde 60 bini aşkın devlet okulunda halen 49 bin 578 kadrolu temizlik personeli görev yapmaktadır. Yılın ilk yarısında eğitim kurumlarında ihtiyaç kadar personel görevlendirilmemesi nedeniyle pek çok okulda ciddi temizlik sorunları yaşanmıştır. Bazı okullarda tek bir temizlik görevlisi dahi bulunmamakta, sınıflar öğretmenler ve öğrenciler tarafından temizlenmektedir. Bu tablo, okulların temizlenmesini “öğretmen ve öğrencilerin gönüllülüğüne” bırakmakta, çocukların sağlığını tehdit etmektedir.
Eğitim hakkı, sadece ders kitaplarıyla değil; temiz, güvenli, sağlıklı bir okul ortamıyla mümkündür. Bizler; öğretmenler, veliler ve öğrenciler olarak kamusal eğitimi savunuyor; devletin bu en temel sorumluluğunu yerine getirmesini talep ediyoruz. Çocukların sağlığını ve geleceğini korumak için, okullardaki temizlik sorunu derhal çözülmelidir.
Eğitim Sen olarak, her çocuğun hijyenik koşullarda eğitim alması için kadrolu ve güvenceli temizlik personeli istihdam edilmesini talep ediyoruz. Ayrıca, her öğrenciye bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanması, kamusal eğitimin bir parçası olarak kabul edilmelidir. Bu, çocuklarımızın sadece bugünü değil, yarınını da güvence altına alacak bir adımdır.

SORUNLAR DERİNLEŞTi
2025/’26 eğitim-öğretim yılının ilk yarıyılında ortaya çıkan tablo, eğitim sistemimizin yıllardır çözülmeyen ve giderek derinleşen yapısal sorunlarını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Öğrencilerin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamaması, bölgesel farklılıklar, eğitim emekçilerinin çalışma koşulları, öğrencilerin temel eğitim ihtiyaçlarının karşılanamaması bu dönemin en belirgin sorunları olarak öne çıkmıştır.
Tüm öğrenciler için eşit, parasız, nitelikli eğitim olanakları sağlamak devletin ve özelde Millî Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğundadır. Bilimsellik eğitimin olmazsa olmazıdır. Öğretim programında temel referansımız akıl ve bilim olmalıdır.
Bilimin, sanatın, sporun iç içe olduğu, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda kendini özgürce ifade edebildiği laik ve bilimsel eğitim politikaları hayata geçirilmelidir.
Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koştuğu, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın zirve yaptığı, farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin sağlıklı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir.
Eğitim sistemi, her kademeden öğretmenler, farklı statülerdeki üniversite çalışanları, memurlar ve yardımcı hizmet personeli ile bir bütündür. Tüm eğitim ve bilim emekçileri, aralarındaki statü farklılıklarına rağmen, benzer ekonomik ve sosyal sorunları yaşamaktadır.''