Çocuklarda egzamanın en önemli ve en rahatsız edici belirtisi şiddetli kaşıntı
Egzama nedenleri, belirtileri tanı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Gülnar Aliyeva, "Atopik dermatitin en önemli ve en rahatsız edici belirtisi şiddetli kaşıntıdır. Kaşıntı özellikle geceleri artar, uyku düzenini bozar ve çocuklarda huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve kronik yorgunluğa neden olabilir" dedi.
Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Çocuk Alerjisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülnar Aliyeva, çocuklarda sık görülen atopik dermatit hakkında önemli uyarılarda bulundu. Aliyeva, hastalığın belirtilerinden risk faktörlerine, tanı sürecinden tedavi yöntemlerine kadar birçok konuda ailelerin bilinçli olması gerektiğini vurguladı.
"Aile öyküsü önemlidir"
Bu hastalıkta cildin koruyucu yapısının zayıfladığını belirten Aliyeva, "Bu hastalıkta cildin koruyucu yapısı zayıflamıştır ve cilt dış etkenlere karşı daha hassas hale gelir. Cilt üzerinde bulunan faydalı mikroorganizmaların dengesi bozulabilir ve bağışıklık sistemi normalden farklı tepkiler verebilir. Hastalık için en önemli risk faktörü, ailede egzama, astım ya da alerjik nezle gibi alerjik hastalıkların bulunmasıdır. Bunun yanı sıra hava kirliliği, sigara dumanı, iklim şartları, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve stres hem hastalığın gelişiminde hem de alevlenmelerinde rol oynar. Sabun, deterjan ve parfüm gibi cildi tahriş eden ürünler, ev tozu, polenler, hayvan tüyleri, bazı mikroorganizmalar ve stres atopik dermatit belirtilerini artırabilen başlıca tetikleyicilerdir. Atopik dermatit, ilerleyen yıllarda besin alerjisi, alerjik rinit ve astım gibi diğer alerjik hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir" ifadelerini kullandı.
"Kaşıntı sadece cildi değil, uykuyu da etkiliyor"
Atopik dermatitin en rahatsız edici belirtisinin kaşıntı olduğunu belirten Aliyeva, "Atopik dermatitin en önemli ve en rahatsız edici belirtisi şiddetli kaşıntıdır. Kaşıntı özellikle geceleri artar, uyku düzenini bozar ve çocuklarda huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve kronik yorgunluğa neden olabilir. Bebeklik döneminde hastalık genellikle yanaklarda kızarıklık, kuruluk ve pullanma şeklinde başlar; zamanla saçlı deri, kulak arkası, boyun ve gövdeye yayılabilir. Kol ve bacakların dış yüzleri bu dönemde sık tutulur. Çocukluk çağında ağız çevresi, göz çevresi ile dirsek ve diz arkaları gibi cilt kıvrımlarında daha sık görülür. Ergenlik döneminde ise bu bölgelere ek olarak eller ve göz kapaklarında da tutulum olabilir. Hastalık dalgalı seyir gösterir; belirtiler zaman zaman hafifler, zaman zaman alevlenir" dedi.
"Alerji testi tek başına tanı için yeterli değildir"
Tanıda öykü ve muayenenin belirleyici olduğunu söyleyen Aliyeva, "Atopik dermatit tanısı genelde hastanın öyküsü ve dermatolojik muayene ile konur. Küçük çocuklarda, uygun tedaviye rağmen düzelmeyen ya da orta ve ağır şiddette seyreden atopik dermatit varlığında besin alerjileri açısından değerlendirme yapılabilir. Bu yaş grubunda en sık sorumlu olan besinler inek sütü, yumurta, buğday ve kuruyemişlerdir. Yaş ilerledikçe ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve polen gibi solunum yoluyla alınan alerjenlerin önemi artar. Yapılan alerji testleri mutlaka hastanın şikâyetleri ve klinik çalışmalarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Doktor önerisi olmadan besinlerin diyetten çıkarılması doğru değildir. Atopik dermatit, bazı diğer cilt hastalıklarıyla benzer çalışmalarıyla gösterebileceği için uzun süren, şiddetli veya tedaviye yanıt vermeyen durumlarda ayırıcı tanı yapılması önemlidir" şeklinde konuştu.
"Doğru cilt bakımı tedavinin temel taşıdır"
Tedavide cilt bakımının önemine dikkat çeken Aliyeva, "Atopik dermatit tedavisinin temelini tetikleyici faktörlerin kontrol altına alınması ve doğru cilt bakımı oluşturur. Cildin düzenli olarak nemlendirilmesi, uygun banyo alışkanlıklarının kazandırılması ve cildi tahriş edebilecek ürünlerden kaçınılması tedavinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Alevlenme dönemlerinde doktorun önerdiği tedavilerle belirtiler kontrol altına alınır. Bunun yanında enfeksiyonlardan korunma, stresin azaltılması ve hasta ile ailenin bilgilendirilmesi tedavinin başarısını artırır. Doğru ve düzenli takip ile atopik dermatit büyük ölçüde kontrol altına alınabilir ve hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileştirilebilir" ifadelerini kullandı.