Bir zamanlar Urfa'nın karı böyle istiflenirdi!
1960’lı yıllara kadar çetin geçen kış koşullarında, Urfa’ya yoğun kar yağar, mağaralar bölgesi birer buz deposu olarak kullanılırdı
04 Oca 2026 - 13:45
YAYINLANMA
1960 ve 1970'li yılların Urfa'sında mağaraların derinliklerine istiflenen kar, doğanın kıştan yaza bıraktığı en değerli miras olarak kabul edilirdi. Karlar volkanik mağaralarda saklanır, Mayıs ayı ile birlikte eşek sırtında taşınarak kent merkezinde satılırdı.
Urfa ve çevresinde 31 Aralık-1 Ocak günleri etkili olan ve yer yer 25-30 cm'yi bulan kar yağışı o günleri akla getirdi.
KARLAR MAĞARALARA DAVUL ZURNA EŞLİĞİNDE SIKIŞTIRILIRDI
80 yaşındaki Abdurrahman Değirmenci, o günleri şöyle anlatıyor.
''1960'lı yıllarda kuraklık pek yaşanmaz, kış ayları Urfa çok yağış alır, yoğun kar yazın satılmak üzere yağışı geçim kaynağına dönüşürdü. Kar günü davul zurna ekipleri, en hareketli havaları çalmağa başlayınca, dağlarda şenlik havası oluşur, iş verimler, artan işçiler, karlık çevresindeki dağlardan, kayalardan kıl çuvallarla getirdikleri karları mağaraya boşaltırdı. Karlığın içinde bulunanlar da vurulan davul zurnanın ritmine uyarak karları istifleme işlemi yaparlardı.
Basa basa doldurulan karlıklar bir saman tabakasıyla örtülür ve yaz aylarına kadar muhafaza edilirdi.
Havalar Mayıs ayında iyice ısınınca özel bıçkılarla kesilen karlar samanlanıp, eşek ve katırlarla şehre getirilirdi.''
TARİHi 'KARLIKLAR'IN ÇOĞU ŞİMDİ KAYIP!
Urfalı gazeteci yazar Mehmet Faraç, Eyyub peygamberin sabır çektiği mağaranın batısına düşen ve halk arasında halen Kötüler Mahallesi olarak anılan bölgede 1960'lı yıllarda yaşananları 9 yıl önce yayınlanan bir yazısında şöyle anlatıyor:
''Urfa Kalesi’nin arkasındaki Kötüler Mahallesi’nde, çocukların birer devasa kuyu olarak nitelediği o taştan oyma çukurlar “karlık” olarak tanımlanan depolardan başka bir şey değildi...
1960’lı yıllara kadar çetin geçen kış koşullarında, Urfa’ya bazen dam boyunu aşan karlar yağdığında, işte o “karlık”ların sahipleri, devasa çukurları birer buz deposu olarak kullanıyorlardı...
O “karlık”ların sahipleri, kışın sarnıçları karla doldurmak için Kötüler Mahallesi’nin bulunduğu vadiye doğru “kar atan... kar atan” diye bağırdıklarında, mahallenin gençleri ve çocukları tepelere doğru koşarlardı...
Ve gençler, belki birer “tırnaklı ekmek” ve birer parça helva uğruna o vadileri nefes nefese tırmanır, çukurlardaki karları sıkıştırmak için bazen davul zurna eşliğinde halay çeker, yazın beklenen sıcaklarına serin mendiller sallarlardı!..
O devasa kuyular kar ve saman katmanlarıyla tamamen dolduktan ve iyice sıkıştırıldıktan sonra üzerleri kapanır ve Urfa’yı mayıs aylarından itibaren adeta teslim alan dehşetengiz sıcaklara karşı siper olmak için bekletilirdi...
Yaz ayları geldiğinde, merkeplerin üzerine yüklenen buz kütleleri Urfa'nın tarihi çarşılarında “atom güllesi, kaya parçası” sloganıyla, “bıçkı”larla kesilerek satılır ve tüm Urfa yakıcı güneşe karşı, yüreği soğutmak için imdada yetişen “karlık”ın merhametine sığınmış olurdu...
*
1970’lerde, Ağustos ayının bir gününde, bir grup çocuk işte o “karlık”lardan birinin çevresine geldiklerinde, içinin artık taşlar ve yabani otların istilasına uğradığını ve adeta boynu bükük bir viraneye döndüğünü gördüklerinde, susmaktan başka bir şey yapamamışlardı...
O gün, halay zılgıtlarının çukurda serin bir anı gibi dolaşan yankısını duydu mu çocuklar bilmiyorum!.. Ancak atalarının toprağa nakşettiği o ezeli serinliğin onları oraya hapsettiğinden hiç kuşku yoktu!..
Buzdolapları Kötüler Mahallesi’nin virane evlerini süsledikten sonra, adeta kaderine terk edilen o tarihi “karlık”ların çoğu kayıp artık...''
(Güncellendi)
Kaynak :
Baraj gazetesi
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR