2018 sonrası döviz kurlarında yaşanan sert dalgalanmalar, Türkiye’de büyük ölçekli şirket gruplarının finansal yapısını önemli ölçüde etkiledi. Yüksek dış borçla büyüyen holdingler, artan maliyetler ve faiz baskısı nedeniyle yeniden yapılanma sürecine girdi.
Söz konusu süreçte birçok holding, varlık satışları ve portföy küçültme adımlarıyla dikkat çekti. Özellikle Yıldız Holding ve Doğuş Holding, borç yapılandırmaları ve iştirak satışlarıyla finansal dengeyi korumaya çalıştı. Koç Holding ise gıda gibi düşük kârlı alanlardan çıkış yaparak daha stratejik sektörlere yöneldi.
Sabancı Holding, tütün sektöründen çıkarken enerji ve teknoloji yatırımlarına ağırlık verdi. Anadolu Grubu ve Eczacıbaşı Holding gibi diğer büyük gruplar da portföylerinde değişikliklere giderek bazı varlıklarını elden çıkardı.
Bu dönemde dikkat çeken bir diğer eğilim ise yurtdışı yatırımlar oldu. Hollanda, ABD ve Birleşik Krallık gibi ülkelere yönelen yatırımların arttığı, hizmet sektörünün bu süreçte ön plana çıktığı görülüyor. 2024 itibarıyla yurtdışındaki doğrudan yatırım pozisyonunun 60 milyar dolar seviyesine ulaştığı belirtiliyor.
Ekonomi çevrelerinde bu gelişmeler, sermayenin küresel ölçekte daha güvenli ve öngörülebilir piyasalara yönelmesi olarak yorumlanıyor. Yurt dışı yatırımların artışı ve iç piyasada satışların hızlanması, bazı uzmanlara göre şirketlerin risk yönetimi stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan reel sektörde güven göstergelerinde yaşanan dalgalanmalar, enflasyon beklentileri ve finansman maliyetlerindeki artış da şirketlerin yatırım kararlarını etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Son dönemde art arda gelen satış haberleri ise ekonomik görünüm ve sermaye hareketleri açısından tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.